İstanbul Camiileri - Sümbül Efendi Camii
Tarih

Kocamustafapaşa Sümbül Efendi Camii ve Dergahı

Koca Mustafa Paşa Camii, halk arasında Sümbül Efendi Camii ya da Sümbül Efendi Türbesi olarak bilinir. Resmî adı Pîr Yusuf Sümbül Sinan Âsitânesi’dir.

(Ayios Andreas en te Krisei Manastırı ya da Aziz Andreas Manastırı) İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde Doğu Roma döneminden kalma dinî bir yapıdır. Manastırın ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte içinde bulunan 6. yüzyıla ait parçalar ve sütun başlıkları burada 6. yüzyılın bir ibadet yerinin olduğunu ispatlamaktadır. Manastır adını Bizans halkına Hıristiyanlığı kabul ettirdiğine inanılan Hagios Andreas en te Krisei adındaki havariden almıştır.

İkonoklazm akımı sırasında bir hayli tahrip edilmiştir. Latin istilasından sonra ciddi bir onarımdan geçmiş günümüzde Koca Mustafa Paşa Camii'nin esasını oluşturan kilise inşa edilmiştir. İstanbul'un fethine kadar manastır ve kilise olarak faaliyet gösteren bina 1486'da camiye dönüştürülmüştür.

Üç avlu kapısı, iki tane giriş kapısı vardır. Giriş kapıları camekanlı bölmedendir. Bu kapılar son cemaat yerine açılır ve buradan iki kapıyla camiye girilir. Kürsü, minber, müezzin mahfili ahşaptır. İki kapı arasındaki mermer kitabe avlunun ortasındaki şadırvana bakar. Kocamustafa kapısından girişte sağ ve solda hazire ve sağda metruk ahşap ev bulunmaktadır.Ev şimdilerde ise restore edilmiştir.

Kubbe 4 sütuna yaslanır, iki apsid, iki nartekslidir. Sütun başlıkları yapraklı, monogramlıdır. Minare ortadadır. Sağda Safiye Sultan Türbesi, avluda Halvetîye'nin Sümbülîye kolunun pîri, 1493'de vefat eden Pîr Yusuf Sümbül Sinanüddîn Efendi başta olmak üzere, Sümbülîye büyüklerinin türbeleri bulunmaktadır. Sümbül Efendi Türbesi ile şadırvan arasında korumaya alınmış 500 yıllık selvi ve yanında beyaz mermer sütundan tarihi çeşme bulunur.

Koca Mustafa Paşa Camisi'nin avlusunda, 2000 yıllık olduğu söylenegelen bir Çınar ağacı vardır ve onun altında da Muhammed peygamberin torunu ve Fatıma ile Ali’nin oğulları olan Hüseyin'in torunlarının kabirleri bulunmaktadır. Ayrıca avlusunda Konstantin'in müslüman olduktan sonra Sarı Sıdıka ismini alan Katerina ismindeki kızının mezarıda bulunmaktadır.

 

Fatih’in vefatından sonra Osmanlı saltanatına oturan İkinci Bayezid, İstanbul’da Yedikule yakınlarında Kızlar Kilisesi denilen Bizanslılardan kalma kiliseyi camiye çevirdi. 1486 (hicri 891) Caminin etrafına da büyük bir ilim ve irşad müessesesi yapılması için Veziriazam Koca Mustafa Paşa’ya emir verdi ve kısa zamanda bu emir yerine getirildi.

Camiye önceleri bir kapı yaptırıldı. Bu kapı üzerine Sünbül Efendi’nin hocası Şeyhülislam Efdalzade Hamidüddin Efendi’nin “Mescidi üssise ale’t-takva” diye biten ve Ebced hesabıyla 895 hicri senesini gösteren manzumesi konuldu.

Daha sonra Ana kapı yaptırıldı ve üstüne de Defterdar İdris-i Bitlisi’nin manzum tarihi yazıldı. Ondan sonra Defterdar Ekmekcizade Ahmet Paşa, caminin sağ tarafına cami kadar bir yer daha ekleyince, minare bu yeni yerle cami arasında kalmış oldu.

Camiye bitişik bir medrese, kırk hücreli zaviye, şadırvan, mektep ve imaret bulunuyordu. Sünbül Efendi’nin türbesinin kıble tarafındaki, Koca Mustafa Paşa’nın kendi için yaptırmış olduğu türbede kızı Safiye Hatun yatmaktadır. Safiye Hatun’un Sünbül Efendi’nin zevcesi olduğu da rivayetler arasındadır.

 1766 (hicri 1176) mayıs ayında Kurban bayramının üçüncü günü meydana gelen büyük zelzelede kubbe ve bazı mahaller harap olunca büyük bir tamir yapılmıştır. Kitabelerden anlaşıldığına göre; 1834 (hicri 1250) de Sultan İkinci Mahmut tarafından, 1847 (hicri 1264) de de Sultan Abdülmecid tarafından tamir ettirilmiştir. Caminin güney batısında bulunan medrese, günümüzde Erkek Kur’an Kursu olarak kullanılmaktadır. Erkek ve kadınlar kısmı olan hamamın halvet kitabesinden, bu halvetin Sünbül Efendi tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Sümbül Efendi’nin türbesine bitişik olan medreseler de şu anda Kız Kur’an Kursu olarak kullanılmakta olup, Sünbül Efendi’nin çilehanesi buradadır. Cilehane, oturan bir kimsenin ancak sığabileceği küçüklüktedir. Eni 68 cm, yüksekliği 109 cem, derinliği 78 cm’dir. Gerek kitabe, gerek türbeler üzerindeki hatlar, meşhur hattat Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’nindir. Bir dergah, bir medrese, bir mektep ve bir imarethaneden meydana gelen bu külliye, bu hususta yapılan ilk ve en büyük hayır müessesesidir.

 

İstanbul’da, Kiliseden Camiiye çevrilen yirmi küsür yapıdan birisidir, inşaa edildiği günden bu yana geçirdiği günlerin nerdeyse tamamının izleri yapının onlarca köşesinde mevcuttur. Farklı kültürlerin birleşim noktası olan yegane yapılardan birisidir.

 

SÜMBÜL EFENDİ KİMDİR?

Osmanlı zamanında İstanbul’da yetişen evliyanın büyüklerinden olan ve halk tarafından Sümbül Efendi diye bilinip anılan bu kişinin esasen ismi Yusuf’dur, babasının ismi Ali, büyük babaları ise Kaya Bey’dir. Zeynüddin ve Sinanüddin lakaplarıyla da anılan Sümbül Efendi, 1451 (H. 856) yılında Merzifon’un Borlu kasabasında dünyaya geldi.

Daha küçük yaşlarında, ilerde ne büyük bir kişi olacağının işaretlerini taşıyordu. Kendi yaşındaki çocukların koşup oynadığı zamanlarda o ilim merkezlerine gider, sohbetler dinler, dinlediklerinin tesiri altında çocukluğunu geçirirdi.

14 yaşına kadar Merzifon’un Borlu kasabasında kalan Sümbül Efendi ilk tahsilini memleketinde yaptı. Sümbül Sinan 14 yaşında ilmini tamamlamak için İstanbul’a gitti. Devrin en büyük âlimlerinden Efdalzade Hamimüddin Efendinin ders halkasına oturdu ve ondan Bir gün hocası Mehmet Cemalettin Efendi töğrencilerinden çiçek getirmelerini istedi. Tüm çocuklar ertesi gün çok çeşitli ve birbirinden güzel çiçeklerle hocalarının huzuruna çıktılar. Ancak içlerinde Yusuf Sinan solmuş ve kurumaya yüz tutmuş bir sümbülle çıkageldi. Hocası bunun hikmetini sorduğunda cevaben ”Hangi çiçeğe el attıysam hepsi Allah’ı zikir ve tesbihle meşgul idiler. Onları dalından koparıpta Allah’a ulfetlerini kesmeye gönlüm elvermedi. Baktım bu zavallı sümbül dalından kopmuş, ben de bu çiçeği size getirdim” dedi. Bu olay üzerine hocası Yusuf Sinan’a Sümbül lakabını verdi.

 

Hayatına dair bu bilinenlerin önemli bir kısmı, halifelerinden Yâkub Efendi’nin oğlu Şeyh Yûsuf Sinâneddin’in "Menâkıb-ı Şerîf ve Tarîkatnâme-i Pîrân" adlı eserinde babasından naklen verdiği bilgilere dayanmaktadır. Sünbül Sinan, ilk öğrenimini memleketinde yaptıktan sonra İstanbul’a giderek medrese tahsiline başladı. Devrin tanınmış âlimlerinden Efdalzâde Hamîdüddin’in talebesi ve ardından mülâzımı oldu. Medrese tahsili sırasında tasavvuf aleyhtarı olarak bilinen Sünbül Sinan, bir arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı Halvetiyye tarikatının ana kollarından Cemâliyye’nin pîri Cemâl-i Halvetî’ye intisap ederek tasavvuf yoluna girdi. Üç yıl süren seyrü sülûk döneminden sonra hilâfet aldı ve irşad göreviyle Mısır’a gönderildi. Koca Mustafa Paşa Dergâhı’nda irşad faaliyetini sürdüren Cemâl-i Halvetî hacca gitmek amacıyla İstanbul’dan ayrılırken Sünbül Sinan’a haber gönderip kendisinin de hacca gelmesini istediğini bildirdi. Cemâl-i Halvetî yolda vefat edince (899/1494) bu buluşma gerçekleşmedi. Sünbül Sinan, hac dönüşü şeyhinin vasiyeti gereği İstanbul’a dönerek kızı Safiye Hatun’la evlendi ve Koca Mustafa Paşa Dergâhı’nda postnişin oldu. Bir rivayete göre Cemâl-i Halvetî hacca giderken onu İstanbul’a çağırıp kızıyla evlendirmiş, postuna oturttuktan sonra hacca gitmek için yola çıkmıştır. 899 (1494) yılından vefatına kadar, kendi adıyla anılacak olan Koca Mustafa Paşa Dergâhı’nda irşad faaliyetini sürdüren Sünbül Efendi cuma günleri Ayasofya ve Fâtih camilerinde vaaz verdi, vaazların ardından dervişleriyle Halvetî devranı icra etti. Yavuz Sultan Selim Han, yaptırdığı caminin açılış merasimi sırasında vaaz etme görevini ona verdi. Hulvî, Sünbül Sinan’ın Yavuz Sultan Selim’le ilişkileri konusunda ayrıntılı bazı rivayetleri nakletmektedir.

 

Sümbül Sinan hazretleri 47 yaşında üzerine aldığı şeyhlik makamında 33 sene hizmet verdi. Yolunu şaşıranlara doğru yolu gösterdi, şeytana uyanlara Allah’ı hatırlattı, gaflette olanları ikaz etti, alçalan ruhları yükseltti, nasibi olanların göğüslerine nur ve feyzi verdi

Zamanın büyüklerinden olan Sümbül Efendi hazretleri, Koca Mustafa Paşa dergâhında tam 33 yıl irşad vazifesiyle gerçek bir mürşid olarak hizmet verdikten sonra 1529 Eylül (Hicri 936 Muharrem) ayının ikinci Pazartesi, Müridleri başucunda Yasin-i Şerif okudular. Sümbül Sinan hazretleri 80 yaşlarında Kelime-i Şahadet getirerek hakkın rahmetine kavuştu.

 

II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanûnî Sultan Süleyman dönemlerini idrak eden Sünbül Efendi, Muharrem 936’da (Eylül 1529) vefat etti. Cenaze namazı Fâtih Camii’nde Kemalpaşazâde tarafından kıldırıldı ve dergâhının hazîresine defnedildi. Türbesi İstanbul’un en önemli ziyaretgâhlarından biridir. Ölümüne düşürülen birçok tarihten bazıları şunlardır: “Eyledi bostân-ı zühdün sünbülü me’vâya azm”; “Cânına Sünbül Sinân’ın Fâtiha”; “Üstâd-ı aşk.” Hüseyin Vassâf, Şeyhülislâm Kemalpaşazâde’nin onun vefatı dolayısıyla söylediği tarih manzumesinin çini üzerine yazdırılıp türbeye konulduğunu belirtir ve, “Nûr ola Sünbül Sinân’ın kabri hep” tarih mısraıyla biten sekiz beyitlik bu manzumeyi eserine kaydeder (Sefîne-i Evliyâ, III, 375). Sünbül Efendi’nin vefatından sonra yerine Merkez Efendi postnişin olmuş, Sünbül Efendi’ye nisbet edilen Sünbüliyye, Merkez Efendi ve diğer halifeleri tarafından yaygınlaştırılmıştır. Yâkub Germiyânî, Cem Şah Efendi, Akşehirli Cemal Efendi, Maksud Dede, Kefeli Alâeddin Ali, Çavdarlı Şeyh Ahmed Dede onun halifeleri arasında zikredilebilir.

 

Zikr ve devran uygulaması ile ilgili görüşleri

Sümbül Efendi’nin devran uygulaması ulemâ ve meşâyih arasında tartışmalara sebep oldu. İstanbul kadısı Sarıgörez Nûreddin Efendi’nin, devran zikir yapan dervişlerin yakalanıp cezalandırılması için bir şikâyetnâme yazarak tasdik için Şeyhülislâm Kemalpaşazâde’ye gönderdiği, şeyhülislâmın Sarıgörez’in şikâyetnâmesini tasdik ettiği, Sünbül Sinan’ın bu fetvayı önlemek için Kemalpaşazâde’nin inanıp güvendiği Şeyh Yavsî Zâviyesi şeyhi Mehmed Efendi’yi devreye sokması üzerine şeyhülislâmın fetvayı uygulamaktan vazgeçtiği kaydedilmektedir. Bu olaydan önce Sarıgörez ile Sünbül Efendi arasında bir münazara cereyan ettiği, şeyhin ilmî dirayeti ve mânevî nüfuzu karşısında Sarıgörez’in yenilgiye uğradığı belirtilmektedir.

 

Eserleri

1. Risâletü’t-taĥķīķiyye. Sünbül Sinan bu eserinde devranın kâfir oyununa benzetilmesine, ona raks denilmesine şiddetle karşı çıkmakta, câhil ve mutaassıp kişilerin Arapça ve Türkçe risâleler kaleme alarak raksın haram olduğunu iddia etmelerinin yanlış kanaatlerinin neticesi olduğunu belirtmektedir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1761). Müellifin bu eserin birer nüshasını devrin ulemâsına gönderdiği kaydedilmektedir.

2. Risâle Der Hakk-ı Zikr ü Devrân. Bir önceki eserin Türkçe özetidir. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan bir nüshasının sonunda (TY, nr. 3868) Zenbilli Ali Efendi’nin risâlede anlatılan konuların doğruluğuna dair bir fetvası yer almaktadır.

3. Risâletü eŧvâri’s-seb'a. Seyrü sülûk mertebelerinden bahseder (Süleymaniye Ktp., Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 2073/ 2).

4. Tarîkatnâme (İÜ Ktp., İbnülemin, nr. 2956).

5. Risâle fî deverâni’s-sûfiyye (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3602). Bursalı Mehmed Tâhir, Sünbül Sinan’ın bazı ârifâne ilâhileri bulunduğunu kaydeder. Şiirlerinden iki örnek Sefîne’de yer almaktadır (III, 376-377). “Gel ey sâlik diyem bir söz ki haktır” mısraıyla başlayan on beyitlik bir ilâhisi bestelenmiş ve tekkelerde âyin sırasında okunagelmiştir. Bu ilâhi, Cebbarzâde Ârif Bey tarafından "Miftâh-ı Hısn-ı Hazâin-i Rahmâniyye" adıyla şerhedilmiştir.

 

”Aşk ile iki cihanda şah olan gelsin beri,

Rah-ı Hak’ta bende-i dergah olan gelsin beri.

Devlet-i dünya ile mağrur olanlar gelmesin,

Aşk-ı fani, fena fillah olan gelsin beri.

Sümbülî, ince durur kıldan sırat-ı müstakim

Destgiri daima Allah olan gelsin beri.”

Sümbül Efendi

 

 

 

Fatih Dağ

 

Kaynak:

http://sumbulefendicamii.com/kocamustafapasa-cami-dergahi#.XkJPL2gzbDc

http://sumbulefendicamii.com/index/sumbul-efendi-kimdir#.XkJJZmgzbDc

https://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCmb%C3%BCl_Efendi

https://www.islamveihsan.com/sumbul-efendi-kimdir.html

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kocamustafapa%C5%9Fa_S%C3%BCmb%C3%BCl_Efendi_Camii

http://www.sumbulefendicamii.com/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Camiye_%C3%A7evrilen_kiliseler_listesi

http://sumbulefendicamii.com/index/tarihce

https://www.evliyalar.net/sumbul-efendi-k-s/

 

"Sefîne-i Evliyâ", Hüseyin Vassâf (haz. Mehmet Akkuş - Ali Yılmaz), İstanbul 2006

"Sümbüliye Tarikatı ve Kocamustafapaşa Külliyesi", Nazif Velikâhyaoğlu, İstanbul 1999

“Fetihten Sonra İstanbul’da İlk Halvetî Şeyhleri: Çelebi Muhammed Cemâleddîn, Sünbül Sinân ve Merkez Efendi”, Tahsin Yazıcı, İstanbul Enstitüsü Dergisi, Sayı: 2, İstanbul 1956

"Osmanlılar’da Tasavvuf", Reşat Öngören, İstanbul 2000

 "Bizans". Cogito. Kış (17). 1999. ISSN 1300-2880.

Sennur Sezer-Adnan Özyalçıner, Üç Dinin Buluştuğu Kent İstanbul, İnkılap Y., İst. 2003.

 

    

    

   

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş İstanbul Mardinli İşadamları Derneği İstanbul Mardinli İşadamları Derneği Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş İstanbul Mardinli İşadamları Derneği İstanbul Mardinli İşadamları Derneği Mardin, Mariş, İstanbul, Mardin, Mardin Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş İstanbul Mardinli İşadamları Derneği İstanbul Mardinli İşadamları Derneği Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş İstanbul Mardinli İşadamları Derneği İstanbul Mardinli İşadamları Derneği Mardin, Mariş, İstanbul, Mardin, Mardin Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş İstanbul Mardinli İşadamları Derneği İstanbul Mardinli İşadamları Derneği Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş İstanbul Mardinli İşadamları Derneği İstanbul Mardinli İşadamları Derneği Mardin, Mariş, İstanbul, Mardin, Mardin Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş Mariş İstanbul Mardinli İşadamları Derneği Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Maris Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Derneği Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Mardin Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Dernegi Aziz Dağ Aziz Dağ Aziz Dağ Aziz Dağ Aziz Dağ Aziz Dağ Aziz Dağ Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Aziz Dag Abdulkadir Akkuş Abdulkadir Akkuş Abdulkadir Akkuş Abdulkadir Akkuş Abdulkadir Akkus Adulkadir Akkus Abdulkadir Akkus

Tarih: 11.02.2020